Bulaşıcı Hastalıklar ve D Vitamini

Vitaminlerin, vücudumuzda meydana gelen metabolik faaliyetlerin gerçekleştirilmesindeki rolü fazlasıyla önemlidir. Yapım ve yıkım faaliyetlerinin yanında bağışıklık sisteminde de önemi bulunmaktadır. Bu yazımızda D Vitamininin Menenjit başta olmak üzere enfeksiyöz hastalıklardaki etkisini ele alacağız.


Bağışık Cevap

Hastalık yapıcı bir etken vücudumuza girdiğinde gerçekleşen ilk şey, bağışıklık sistemindeki hücrelerimizin bu patojeni doğal savunma mekanizmaları ile etkisiz hale getirmeye çalışmasıdır. Bu etkisiz hale getirme süreci gerek proteinlerle gerekse vücudumuzdaki katil hücrelerle meydana gelmektedir. Bu sırada vücut, çeşitli mekanizmalarla vücut sıcaklığını yükseltir savunmaya yardımcı olmaya çalışır. Hastalıkta ateşin çıkması durumu bu şekilde oluşur. Patojeni etkisizleştirdikten sonra bu patojeni tanımlayan proteinler ayrıştırılır. Bu bir nevi patojenin kimliğini çıkartmak gibi bir şeydir. Daha sonrasında ise bu proteinler, bağışıklık sistemimizin hafıza hücreleri tarafından kullanılarak o patojene karşı bağışıklık yanıtı oluşturulmasını sağlarlar. Kabakulak, kızamık gibi hastalıkları bir defa geçirmemizin sebebi budur.

COVID-19 salgını sebebiyle enfeksiyöz hastalıklar ve bağışıklık sistemi üzerine olan çalışmalar hayli hızlanmıştır. Henüz etkin bir tedavi keşfedilemediğinden ötürü araştırmacılar, hastalığa karşı savaşmakta olan vücutlara destek olabilecek yöntemler üzerine de eğilmektedir. Bu eğilim, esasında çoğu bulaşıcı hastalığa uygulanabilirdir.


Bağışıklık sistemi, çeşitli molekülleri kendi çalışma düzenini kontrol edebilmek amacı ile kullanmaktadır. Bu moleküller bağışıklık sistemini hızlandırabilir, yavaşlatabilir, belirli bir yere lokalize edebilir veya genele yayabilir.

Yapılan çalışmalar sonucunda, D Vitamininin bulaşıcı hastalıklara karşı immün sistemi desteklediği görülmüştür.


Aktif D Vitamini formu olan 1,25(OH)2D3 ’tür. Bu molekül vücutta,

· Kemik gelişimi

· Diş gelişimi

· Kasların düzgün çalışması gibi muhtemelen hepimizin bildiği görevleri yerine getirmekle birlikte,

· Katelisidinler ve β-Defensinler gibi doğal savunma mekanizmasına ait proteinlerin sentezi

· Bağışıklık sisteminin temel düzenleyicileri olan interlökinleri düzenleme gibi kritik görevlere sahip olduğu görülmüştür.


Mekanizma

Bir enfeksiyon durumunda immün sistemin, enzimler yoluyla D Vitamini sentezini arttırdığı görülmüştür. Aynı şekilde de D Vitamini de immün sistemin etkinliğini güvenli bir şekilde arttırmaktadır. Esasında iki faktör de birbirini beslemektedir.


“Güvenli” kelimesi burada kritik bir öneme sahiptir. Herkes bağışıklık sisteminin güçlü olmasını ister. Ancak aşırı güçlü bir bağışıklık sistemi faydadan çok zarar getirecektir. Bunu basit bir şekilde şöyle izah edebiliriz:


Bulaşıcı hastalıklarda yaşanan ölümlerin büyük bir kısmı “sitokin fırtınası” olarak bilinen bir olay sebebiyle olmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz “kötü immün cevap” yolunda salınan aşırı miktarda salınan sitokinler vücutta adeta harap olmuş bir savaş alanı etkisi yaratmaktadır. Böylece doku hasarları, yüksek ateş ve havale, ağrı, bilinç kaybı gibi durumlar meydana gelmekte ve multisistem organ yetmezliği yaşanmaktadır.

D vitamini ise yukarıda bahsettiğimiz proteinlerin sentezi haricinde, immün sistemin, “iyi/anti inflamatuar” yola girmesini teşvik etmektedir. Böylece sitokin fırtınası yaşanmadan patojenler imha edilmekte ve hasta iyileşmeye doğru yol almaktadır.


Ayrıca COVID-19 hastalarında yapılan araştırmalarda:

· Hastanede yatmakta olan hastalarda D vitamini eksikliği yaşayanların yüksek ölüm oranına sahip olduğu

· Daha yüksek ventilasyon gerekliliğinin olduğu

· Düşük D Vitamini miktarlarının kandaki akut faz proteinlerini arttırdığı

· Normal D Vitamini miktarına sahip olan hastaların yaşama ve iyileşme oranlarının yüksek olduğu görülmüştür.


Elbette yeni yapılan çalışmaların büyük bir çoğunluğu SARS-CoV-2’ye yönelik yapılmaktadır. Ancak hastalıktan korunma ve iyileşme anlamında bu durum bütün bulaşıcı hastalıklara uyarlanabilirdir. Menenjit hastalığında da bağışıklık sistemi fazlasıyla aktive olduğundan dolayı D Vitamini seviyelerinin, Menenjit hastalığına hem korunma hem de hastalığı yenme açısından etkisi olduğu söylenebilir. Ki bir çalışmada, Meningokoksal hastalığa yakalanan kişilerde düşük kalsiyum düzeyi saptanmıştır. Kalsiyum seviyesi ile D vitamini seviyesinin yakın ilişkisini göz önüne aldığımızda bu savımızı dikkate değer görebiliriz.


Ne Kadar? Hangi Kaynaklardan?

D vitamini günlük tükettiğimiz gıdalarda sıklıkla karşılaştığımız bir vitamindir. Genel olarak süt ve süt ürünlerinde fazlaca bulunmaktadır.

Ø Süt

Ø Yoğurt

Ø Karaciğer

Ø Yumurta

Ø Tahıllar

Ø Mantarlar yüksek D vitamini içeren besinlerdendir.



Eğer ki öğünlerinizde bu yiyeceklere düzenli ve yeterli miktarda yer veriyorsanız çok yüksek ihtimalle D vitamini seviyeleriniz normal seviyelerde olacaktır. Ancak pandemi ile birlikte evlerimize kapanmamız neticesinde güneş ışınlarına maruz kalma süremiz azaldığından ek takviye ürünleri kullanılabilmektedir.

Günlük tavsiye edilen D vitamini miktarı 2000 ila 4000 IU arasındadır. Ancak kronik bir hastalığınız varsa miktar konusunda doktorunuza danışmanız en doğru karar olacaktır.


Sağlıklı günler dileriz. Sonraki yazımızda görüşmek üzere.

Kapak Resmi: Edvard Munch-Solen


Kaynakça



29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

+90 212 931 93 06

Menenjit Bilgi Merkezi

Dogan Arasli Bulvari Zafer Mah. Ozyurtlar N Cadde No. 97/99 7.Kat Ofis No:48
Esenyurt/Istanbul/Turkey

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • YouTube

Copyright © Menenjit Bilgi Merkezi 2020. Tüm hakları saklıdır.